Ergenlik Sürecinde Bireyselleşme ve Kişisel Sınırların Oluşumu

Kurallar ve sınırlar çocukların farkındalığını ve olgunluğunu arttırarak çevreyle daha uyumlu olmasını sağlar. Belirli ve tutarlı sınırlar çocuğun yeni davranışlar öğrenmesini kolaylaştırır. Evde herkes tarafından kabul gören ve uygulanan kurallar olduğu zaman çocuk, doğru ile yanlışı ayırt etmeyi, toplumsal normları öğrenir. Yetişkinlik döneminde de toplumsal kurallara uymadığı takdirde doğal bir bedel ödemek zorunda kalacağının farkında olarak hareket eder. Fakat evde herkes tarafından dikkat edilen sınırlar yoksa çocuk, aile dışındaki hayata açıldığı zaman uyum sağlamakta zorlanabilir. Böyle çocuklar genellikle istekleri gerçekleşmediğinde üzüntü, öfke gibi duyguları yoğun olarak yaşayabilir.

Yaşanan sorunlar

Ergenlik sürecinde bireyselleşme daha önemli hale gelir. Ortaokul çağına gelmiş olan çocuk belirli alanlarda yeterli becerilere sahip demektir. Bu gelişim basamağındaki çocuğun yapabildiklerini kendi başına yapmasına izin vermek gelişimine katkı sağlar. Gelişimine uygun becerilerini deneyimleme fırsatı yakalayan çocuğun özgüveni de gelişir.

Ergenlerin duyguları da davranışları gibi kısa süreli, değişken ve yoğun olabilmektedir. Bir an oldukça coşkulu gözlenen ergen, sonrasında oldukça bitkin gözlenebilmekte, birdenbire karşıdaki kişi ile çatışma içine girebilmekte ancak kısa süre sonra uyumlu hale kolayca geri dönebilmektedir. Birey, seçimlerinin ve davranışlarının sınırlarını da bu dönemde tanımlar. Bu nedenle kendisinden görmeye alışık olmadığımız davranışlar ortaya koyma eğiliminde olabilir. Bu kendini keşfetme sürecinde yalnız kalmaya, özel alan yaratmaya eğilimi de artmaktadır.

Öneriler

Ortaokul çağı yani 10 yaş ve üzerinde olan çocukların büyümekte olan bir birey olduğunu kabul etmek önemlidir. Kendi başına yapabileceği işler konusunda çocuğu desteklemek, ona yol göstermek, yapabileceği konusunda güven vermek, isteklerini dile getirmesi konusunda fırsat vermek faydalı olacaktır.

Ebeveyn, çocuğunu dinlemeli, duygusunu anlamaya çalışmalı ve sorunlarına bir çözüm bulabilmesi için cesaretlendirmelidir. Olası çözüm yollarının neler olabileceği konusunda çocuk ile konuşmalı fakat çözüm yolunu kendisi belirlememelidir. Ebeveyn, bu sorunu kendi sorunu gibi içselleştirmemeli, çocuğuna kendi çözümünü bulabilmesi için alan açmalıdır.

Çocuğun karşısına anne-baba olarak tutarlı ve tek bir söylem ile çıkmak, çocuğa neyin niçin yasaklandığını ve neyin niçin hoş karşılanmayacağını açıklamak önemlidir.

Çocuğu başkalarının önünde eleştirmemek, çocuğun kişiliğine yönelik değil onun davranışına yönelik olarak eleştiride bulunmak daha sağlıklıdır.

Aile bireylerinin hepsini ilgilendiren kararlar çocuk da dahil edilerek ortak alınmalıdır. Ortak alınan kararlarda çocuğa gerektiğinde hayır demek, çocuğun olumsuzluğa tahammül etme becerisini de geliştirir.

Kızgınlık, gerginlik, kaygı gibi güçlü duygusal tepkiler kolaylıkla verilen mesajın netliğini bozabilir ve anlaşılırlığını azaltabilir. Çok fazla söz söylemeniz ya da durumu genelleştirmek genellikle işlevsel olmaz. Açık ve net olmak önemlidir. Açık sözlü bir mesaj, davranışa odaklanmalıdır. Tutuma, duygulara ya da çocuğun değerlerine odaklanmamalıdır. 

Kısacası çocuğa ergen olma yolunda bireyselleşmesi adına yol göstermek ve özgürleşme çabasına güvenli sınırlar eşliğinde destek olmak önemlidir.

Uzm. Psk. Şahika İZGİ